AB destekli “Yeşil Kalkan” Projesi kapsamında, Mersin’de Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesinde biyolojik mücadele ajanları (faydalı böcek) üretim tesisi kurulacak.
Haber Merkezi
Avrupa Birliği Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında desteklenen “Yeşil Kalkan: İklim Değişikliği Karşısında Sürdürülebilir Tarım İçin Biyolojik Çözümler” projesinin açılış toplantısı gerçekleştirildi. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Çukurova Kalkınma Ajansı, Mersin Agropark ve Boğaziçi Üniversitesi ortaklığında yürütülecek proje ile turunçgil üretiminde önemli kayıplara yol açan unlu bit zararlısına karşı biyolojik mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. 24 ay süreyle uygulanacak ve 750 bin Euro bütçeye sahip proje kapsamında Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bünyesinde Biyolojik Mücadele Ajanları (faydalı böcek) Üretim Tesisi kurulacak. Tesiste üretilecek faydalı böceklerin akıllı drone teknolojisiyle doğaya salınması planlanırken, kimyasal pestisit kullanımının azaltılması, çevrenin korunması, insan sağlığının desteklenmesi ve ihracatta geri dönen ürün miktarının düşürülmesi amaçlanıyor.
Proje kapsamında ayrıca 150 çiftçi ve 50 ziraat mühendisine eğitim verilerek uluslararası sertifikasyon süreçleriyle bölgedeki bilgi ve deneyimin küresel standartlara taşınması hedefleniyor.
“MERSİN BİYOLOJİK MÜCADELEDE TÜRKİYE’NİN MERKEZİ OLABİLİR”
Toplantıda konuşan MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, tarımın Mersin ve Türkiye ekonomisinin temel taşı olduğunu vurguladı. Tarımın yalnızca üretimi değil, lojistikten sanayiye kadar birçok sektörü beslediğini belirten Çakır, böylesi stratejik bir sektörün gelişmesi için Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nün önemine dikkat çekip bölge tarımına yön veren en önemli kurumlardan biri olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çakır, bu değişimin sektöre zararlarını azaltabilmek adına son yıllarda kurumlar arası iş birliğiyle alternatif ürün desenleri ve sürdürülebilir üretim yöntemleri üzerine çalışmalar yürüttüklerini hatırlattı. Bugün de biyolojik mücadele konusunda yeni bir proje için yola çıktıklarını ifade eden Çakır, biyolojik mücadelenin hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, “Dünya artık sağlıklı ve kalıntısız gıda talep ediyor. Biyolojik mücadele sayesinde hem çevreyi koruyabilir hem de Türk ürünlerini uluslararası pazarlarda farklılaştırarak daha yüksek katma değer oluşturabiliriz. Bu proje tarımın geleceğine atılmış stratejik bir adımdır. Mersin’in bu alanda uzmanlaşarak Türkiye’nin biyolojik mücadele merkezi haline gelmesini önemsiyoruz” dedi.
“TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK BİR MODEL KURUYORUZ”
Proje yürütücüsü Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Nihal Denli ise iklim değişikliğiyle birlikte turunçgil zararlılarının yaygınlaştığını ve biyolojik mücadelenin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi. Yeşil Kalkan Projesi’yle çevreyi koruyan, kalıntısız ve kaliteli üretimi destekleyen yeni bir model oluşturacaklarını ifade eden Denli, “Kuracağımız üretim tesisinde turunçgil unlu bit zararlısına karşı biyolojik mücadele ajanları (faydalı böcek) üreteceğiz. Burada elde edilecek deneyim yalnızca Mersin’de kalmayacak, Türkiye’nin farklı bölgelerine taşınabilecek örnek bir model oluşturacak” diye konuştu.
“YENİ PROJELERLE DEVAM ETMELİYİZ”
Mersin Agropark Genel Müdürü Murat Hocagil de iklim değişikliğine karşı yürütülen çalışmaların aşamalı olarak ilerlediğini belirterek, biyolojik mücadelenin ardından dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesine yönelik projelerin gündeme alınması gerektiğini söyledi. Hocagil, tarımsal üretimde karşılaşılan sorunların çözümü için yeni proje hazırlıklarının sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.

“İŞ BİRLİĞİMİZ SÜRECEK”
Çukurova Kalkınma Ajansı İzleme, Değerlendirme ve Analiz Birimi Başkanı Serdar Kaya, projenin hem çevresel sürdürülebilirliğe hem de üreticilerin rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirterek, Alata ile yürüttükleri bölgesel kalkınma iş birliklerinin devam edeceğini ifade etti.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ ARAŞTIRACAĞIZ”
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ise farklı illerdeki başarılı biyolojik mücadele örneklerinden yararlanılarak hazırlanan projede yer almaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Kurnaz, üretilecek biyolojik mücadele ajanlarının (faydalı böceklerinin) iklim değişikliği koşullarından nasıl etkileneceği ve hangi şartlarda yaşamlarını sürdürebileceklerine yönelik bilimsel çalışmalar yürüteceklerini kaydetti.
“BİYOLOJİK MÜCADELE SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIMIN TEMELİDİR”
TAGEM Bitki Sağlığı ve Araştırmaları Daire Başkanı Ramazan Bülbül, biyolojik mücadelenin çevrenin korunması, pestisit kullanımının azaltılması ve güvenilir gıda üretimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye’de biyolojik mücadele konusunda önemli bir kapasite oluşturulduğunu belirten Bülbül, Yeşil Kalkan Projesi’nin de sürdürülebilir turunçgil üretimine önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.
“DOĞAYLA UYUMLU HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ”
Tarım ve Orman Bakanlığı Müşaviri Muharrem Selçuk ise tarımsal üretimde yeni dönemin çevreyle uyumlu yöntemler üzerine kurulduğunu vurguladı. Geçmişte üretim artışının ön planda olduğunu, ancak günümüzde çevresel etkilerin de dikkate alınması gerektiğini belirten Selçuk, “Doğayla mücadele ederek kazanma şansımız yok. Yapmamız gereken doğayla uyumlu hareket etmek. Biyolojik mücadele yöntemleri bu açıdan son derece kıymetli” dedi.
Selçuk ayrıca projelerin sürdürülebilirliğinin en az proje kadar önemli olduğunu belirterek, biyolojik mücadele uygulamalarının çiftçilere ulaşması ve yaygınlaştırılması için kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde çalışılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.

